trende

Feridun Hürel

03 Ekim 2017 949 İzleme

Yaşama sanatını 49 yaşında öğrendiğini itiraf eden Hürel'in yazısını öncede de beğeni ile okumuştum.Ama O'nun yaşama sanatını öğrendim dediği yaşa yakınsanız inanın çok daha anlamlı...

Müzisyen-reklamcı Feridun Hürel'e sormuşlar; "Hayat neler öğretti size  bugüne kadar? " diye.

O da döktürmüş :
Hayatta 

Yaratıcılığın en büyük zenginlik olduğunu...

 Yaşama sanatını(nihayet!)...

 Yaşama sanatını 49 yaşında öğrenmekle neler kaçırdığımı...

 Yaşama sanatını öğrenmenin, yemekleri yavaş yemekle başladığını...

 Ağır ağır, yavaş yavaş, sindire sindire yaşamak gerektiğini...

 İnsanın temel görevinin, mutlu yaşamayı öğrenmek olduğunu...

 Hedefin değil, yolun önemli olduğunu...

 Yemek yemenin, doymaktan daha önemli olduğunu...

Arzulamanın elde etmekten daha önemli olduğunu...

Sevişmenin orgazmdan daha önemli olduğunu...

Tek gerçeğin yaşanılan an olduğunu...

Aynı pencereden bakmanın değil, o pencereden aynı şeyi görmenin önemli olduğunu...

Herşeyin ama herşeyin bir bedeli olduğunu...

Aşkın, yaşanırsa biteceğini...

Birine aşık olduğunuzda, aslında aşık olduğunuz şeyin, ona yüklediğiniz anlam olduğunu...

Aşkın, arzulamak, ama kavuşamamak olduğunu...

Aşkı, menfaatlerin doğurduğunu...

Aşkın sevgiyle alakası olmadığını...

Dünyada bugüne kadar söylenmiş bütün "Seni seviyorum"ların onda dokuzunun yalan olduğunu...

Aşkın bir nevi hastalık sayılması gerektiğini...

Aşkta kadınların acımasız olduğunu...

Kadınların aşk için(aşıkları için değil!) feda etmeyecekleri hiçbirşeyin olmadığını...

Aşk konusunda, herkesin mutlaka bir yerde yalan söylediğini...

Aşk acısı çekmemek için sevgilinin fotoğrafını bilgisayarayükleyip,photoshop programında 30 yaş ihtiyarlatmanın yeterli olduğunu...

İnsan ilişkilerinin binlerce yıldır pek değişmediğini; en az değişenin ise aşk olduğunu...

Kaybedilen bir kadının bir daha asla elde edilemeyeceğini...

Kadınların, öğrencilikte ve iş hayatında ve hayatın geri kalanında erkeklerden daha başarılı olduğunu...

 Kadınların asla öğrenilemeyeceğini...

 Kadınların asla değiştirilemeyeceğini...

 En yüce duygunun annelik olduğunu...

 Anne olabildikleri için kadınların erkeklerden   
 daha şanslı olduklarını...

 Kadınların ihtiraslı olduğunu...

İhtirasın tehlikeli olduğunu...

Güzel bir kadından daha güzel, daha seyredilesi, daha değerli bir şeyin doğada mevcut olmadığını..

Güzelliğin -geri alınmak üzere- insanlara verilmiş en büyük armağan olduğunu...

Sadakatin pamuk ipliğinden yapıldığını, bunu güzellerin daha iyi bildiğini

Ve bu yüzden ilişkilerinde daha az güven duyduklarını...

Paranın değil, güzelliğin her kapıyı açtığını...

Kalabalıktaki yanlızlığın, ıssız ada yanlızlığından daha kötü olduğunu...

"At binenin; kılıç kuşananın" sözündeki gerçeği çok az kişinin kavrayabildiğini...

Herşeyin boş olduğunu...

"Herşeyin boş olduğu" gerçeğini herkesin bildiğini ancak, çok az kişinin kavrayabildiğini...

Herşeyin bir oyundan ibaret olduğunu...

İnsanların en çok, saygı duyulmaya ihtiyacı olduğunu, ancak en az gayreti de bunun için gösterdiklerini..

Öğrenmekten çok, öğretmeyi sevdiğimizi...

Her insanın, doğduğu andan itibaren öğrenmekle yükümlü olduğunu;

Öğrenme çabası göstermeyenlerin, doğaya karşı görevlerini yapmadıklarını...

Mezarlıkları gezmenin bazen okula gitmekten daha öğretici olduğunu...

Yeteneksizliğin kabahat olmadığını ama bilgisizliğin ve öğrenmeye çalışmamanın en büyük kabahat olduğunu...

Yeteneksizliği ve bilgisizliği örtmenin en kolay yolunun, tenkit etmek olduğunu...

Sanıldığından daha çok yalan söylendiğini...

Sağlığını yitirmekten sonra, insanın başına gelebilecek en büyük ikinci felaketin yaşlanmak olduğunu

Ruhların asla yaşlanmadığını...

Bedenle ruhun aynı yaşta olmamasının çok büyük acı verdiğini...

Abartılı konuşanların ve inandırıcı olmak için daha çok gayret gösterenlerin, muhtemelen yalan söylediğini...

Geleceğin, tarihte yazılı olduğunu; akıllı insanların tarihe bakarak geleceği yönlendirebileceklerini ; ancak çoğu zaman insan ömrünün buna yetmediğini..

İnsana dair hiçbir şeyin beni şaşırtamayacağını...

İnsanların doğaya aykırı ve onu haketmiyor olduğunu...

Birinin heykelinin, o öldükten sonra dikildiğinde, ona değil, dikene yarar sağladığını...

Paraya ve üne çok az kişinin hayır diyebileceğini...

Kötü olmanın kolay, iyi olmanın çok zor olduğunu...

En kötü duygunun pişmanlık olduğunu...

Hiçbir menfaati olmadığı insanları övenlerin, onlara iltifat edenlerin,gerçek iyiler olduğunu...

En güzel görüntünün, el ele yürüyen çok yaşlı bir çift olduğunu...

En güzel ikinci görüntünün, torununu seven dede olduğunu...öğrendim...

BİR DE, BÜTÜN ÖĞRENDİKLERİMDEN ŞÜPHELİ OLDUĞUMU ÖĞRENDİM !...
                                                                 FERIDUN HUREL

949 Tıklanma

İLETİŞİM

  • Adres : Turan Mahallesi Yedieylül Yolu No:31 Kat:3 (Bulvar Fırın Üstü)
    TURGUTLU / MANİSA
  • Email : info@sdabakoglu.av.tr
  • Cep : 0(532) 261 11 03
  • Tel : 0(236) 313 55 05